Basından En Son HaberlerYurt dışında ödenen vergilerin Türkiye’de hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubunun unutulması, telafisi mümkün olmayan bir hata değil. Mevzuat ve yargı kararları, belirli şartlar ve süreler içinde beyannamenin düzeltilmesine imkân tanıyor.
Vergi Usul Kanunu’nun 117. maddesinde, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, vergi miktarında hata olarak tanımlanıyor. İzleyen maddelerde de hataların ortaya çıkartılması ve düzeltme konuları belirleniyor. Verilen beyannamede, beyannameye dahil edilen kazanç üzerinden ödenen veya kesilen verginin mahsubu unutulur mu demeyin. Her türlü hata yapılabiliyor.
Bu makalede, önce yurt dışında ödenen vergilerin, Türkiye’de beyan edilen kazanç üzerinden hesaplanan vergiden mahsubuna ilişkin genel açıklamalara yer vermek, sonra da beyannameye dahil edilen kazanç üzerinden yurt dışında ödenen verginin, hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubuyla ilgili hataların düzeltilmesi konusuna değinmek isterim.
Genel olarak yurt dışı vergi mahsubu
Yurt dışında elde edilerek Türkiye’de vergilendirilen kazançlar için, daha önce ilgili ülkede ödenen vergiler, Türkiye’de bu kazançlar üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilebiliyor.
Mahsup edilebilecek yurt dışında ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergiler, yurt dışında elde edilen kazançlara kurumlar vergisi oranının uygulanmasıyla bulunacak tutardan fazla olamıyor.
Zarar mahsubu veya istisnalar sonucu ilgili yılda Türkiye’de vergiye tabi kurum kazancının oluşmaması mümkün. Bu durumda, Türkiye’deki beyannamelere dahil edilen yurt dışı kazançlar üzerinden, mahallinde ödenen vergilerin kısmen veya tamamen mahsubuna imkân bulunmazsa, mahsup hakkının, izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar kullanılması mümkün.
Yurt dışında ödenen verginin tevsiki
Yurt dışında ödenen vergilerin mahsup edilebilmesi için, ödenen verginin, yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları tarafından tasdik olunan belgelerle tevsiki gerekiyor.
Verginin ödendiğine ilişkin belgelerin, tarhiyat sırasında ibraz edilememesi halinde, yabancı ülkede ödenen veya ödenecek olan vergi, kurumlar vergisi oranını aşmamak şartıyla ilgili ülkede uygulandığı bilinen oran üzerinden hesaplanıyor, tarhiyatın bu şekilde hesaplanan tutara isabet eden kısmı erteleniyor, ibraz edilmesi gereken belgelerin, tarh tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi halinde, bu belgelerde yazılı kesin tutara göre tarhiyat düzeltiliyor.
Dokümantasyonun mücbir sebeplerle süresinde yapılamaması halinde, mücbir sebebin ortadan kalkması sonrasında tevsik yapılabilir. Herhangi bir mücbir sebep olmaksızın, belgeler belirtilen sürede ibraz edilmezse veya bu belgelerin ibrazından sonra ertelenen vergi tutarından daha düşük bir mahsup hakkı olduğu anlaşılırsa, ertelenen vergiler için gecikme zammı hesaplanıyor.
Çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarında mahsup
Çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarımızın çoğunda çifte vergilemenin mahsup yöntemiyle önlenmesi öngörülüyor. Bu çerçevede, Türkiye’de yerleşik olanlar yönünden Anlaşmaya taraf diğer Devlette ödenen vergiler, Türkiye’de hesaplanan vergiden mahsup ediliyor.
Anlaşmalarda mahsup yönteminin yer aldığı durumda uygulama, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarında yer alan “yabancı ülkelerde öden vergilerin mahsubu”na ilişkin düzenlemeler çerçevesinde yapılıyor.
ÇVÖ anlaşması tevsik ve mahsup talep süre sınırlarını kaldırmıyor
Yukarıda, yurt dışında ödenen vergilerin hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubuna ilişkin iç mevzuatımızı özetledim. Bir cümleyle tekrarlamak gerekirse, yurt dışında ödenen vergilerin bir yıl içinde tevsiki gerekiyor, ayrıca matrahın çıkmaması veya mahsuba olanak sağlayacak tutarda olmaması nedeniyle yurt dışında ödenen vergilerin mahsubu mümkün olmazsa, mahsup hakkının izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar kullanılması gerekiyor. Görüldüğü gibi mahsupta; birisi bir yıllık (tevsik) diğeri üç yıllık (mahsup hakkının kullanılması) iki süre sınırlaması var.
ÇVÖ anlaşmaları bu iki süre sınırlamasını ortadan kaldırmıyor. 2017 yılında yapılan ihtilaf konusu olan bir tarhiyatta, yurt dışında mukim iştiraki tarafından 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında yapılan bazı hizmetlere ait ödemelere isabet eden stopaj tutarlarının kurumlar vergisinden mahsubu için gerekli belgelerle birlikte süresi içinde bağlı bulunulan idareye başvurulmadığı gerekçesiyle, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış ve bu gerekçeyle dava reddedilmiş. (Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 21.03.2023 tarih ve E:2020/1168 K:2023/1168 sayılı kararı.)
Yapılmayan mahsubun sonradan beyanname düzeltilerek yapılması
Makalenin girişinde de belirttim, hukuken mümkünken, yurt dışında ödenen verginin Türkiye’de hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmemesi, Vergi Usul Kanunu’nda vergi hatası olarak tanımlanmış. Dolayısıyla, ihtilaf konusu olacak bir durum yoksa beyannamenin düzeltilerek hatanın giderilmesi gerekiyor.
Konuyla ilgili oldukça yeni tarihli bir yargı kararı da var.
Dava konusu olayda davacı kurum, yurt dışında elde ettiği kazancı beyannameye dahil ederek üzerinden kurumlar vergisi hesaplamış ancak yurt dışında ödenen vergiyi hesaplanan vergiden mahsup etmemiş. Daha sonra vergi dairesi, yurt dışı kazanç nedeniyle ortaya çıkan ve ödenmeyen vergi için ödeme emri düzenlemiş. Bu arada kurum da ilgili dönem beyannamesini düzelterek, daha önce mahsup konusu yapmadığı yurt dışında ödenen vergiyi hesaplanan vergiden mahsup etmek istemiş ve ilgili dokümanları vergi dairesine ibraz ederek konusu kalmayan ödeme emrinin iptalini talep etmiş.
Kaynak:YMM Recep Bıyık / www.ekonomim.com